İlkel Çorbayı Üretecek Uygun Bir Mekanizma Yoktur.
Yaşamın kökeni teorisyenleri arasında yaygın kabul gören anlayışa göre, yaşam yaklaşık 3 ila 4 milyar yıl önce yeryüzünde kendiliğinden gerçekleşen kimyevî reaksiyonlarla ortaya çıkmıştır. Çoğu teorisyen, yaşamın kökeninde birçok basamak bulunduğunu düşünmektedir; ancak ilk basamak, yaşamın içinden doğduğu su temelli basit organik moleküllerden oluşan bir “ilkel çorba”nın üretilmesi olmuştur. Bu “çorbanın” varlığı onlarca yıl boyunca sorgulanmaksızın bir hakikat gibi kabul edilmiştir. Ne var ki yaşamın kökenine dair teorilerin bu ilk basamağı çok sayıda ilmî güçlükle karşı karşıyadır.
1953 yılında Chicago Üniversitesi’nde lisansüstü öğrenci Stanley Miller, danışmanı Harold Urey ile birlikte, erken yeryüzü şartlarında tabii olarak yaşamın yapıtaşlarını üretmeyi umdukları birtakım deneyler gerçekleştirmiştir. Bu “Miller-Urey deneyleri”, erken atmosferdeki gazlara yıldırım çarpmasını taklit etmeyi amaçlıyordu. Deneyler çalıştırıldıktan ve kimyevî ürünler bir süre bekletildikten sonra Miller, proteinlerin yapıtaşları olan amino asitlerin üretildiğini keşfetti. [4]
Onlarca yıl boyunca bu deneyler, yaşamın “yapıtaşlarının” tabii ve dünyaya benzer şartlarda ortaya çıkabileceğini ispatlayan bir gösterim gibi sunulmuş ve “ilkel çorba” hipotezine teyit olarak kabul edilmiştir. [5] Ancak yine onlarca yıldır bilinmektedir ki, yeryüzünün erken atmosferi Miller ve Urey’in kullandığı gazlardan temelden farklıydı.
Miller-Urey deneylerinde kullanılan atmosfer esasen metan, amonyak ve yüksek seviyelerde hidrojen gibi indirgen gazlardan oluşuyordu. Oysa jeokimyacılar, erken yeryüzü atmosferinin bu bileşenlerden kayda değer miktarlarda içermediğini düşünmektedir. (İndirgen gazlar, kimyevî reaksiyonlarda elektron bağışlama eğiliminde olan gazlardır.) UC Santa Cruz’dan yaşamın kökeni araştırmacısı David Deamer, Microbiology & Molecular Biology Reviews dergisinde bu hususu şöyle ifade eder:
“Bu iyimser tablo 1970’lerin sonlarında değişmeye başladı. Erken atmosferin büyük ihtimalle volkanik kökenli ve bileşim itibariyle büyük ölçüde karbondioksit ve azottan müteşekkil olduğu; Miller-Urey modelinin varsaydığı indirgen gaz karışımı yerine bunları içerdiği giderek daha açık hale geldi. Karbondioksit, muhtemel monomerlerin sentezine götüren zengin yolları desteklemez.” [6]
Benzer şekilde Science dergisinde çıkan bir makale şunu kaydeder: “Miller ve Urey indirgen bir atmosfere dayandılar; yani moleküllerin hidrojen atomlarınca ‘doygun’ olduğu bir duruma. Miller sonradan gösterdi ki oksitleyici bir atmosferde organik moleküller üretemezdi.” [7] Makale bu durumu keskin bir şekilde özetler: “Erken atmosfer Miller-Urey’in kurguladığı duruma hiç benzemiyordu.” [8]
Bununla da tutarlı olarak jeolojik çalışmalar, bir zamanlar böyle bir ilkel çorbanın varlığına dair kanıt bulamamıştır. [9]
Erken yeryüzü atmosferinin metan, amonyak veya diğer indirgen gazları yüksek yoğunluklarda içermediğinin anlaşılmasının ise güçlü sebepleri vardır. Çünkü erken atmosferin volkanlardan çıkan gazlarla oluştuğu düşünülmektedir ve bu gazların bileşimi, yerkürenin iç mantosunun kimyevî özellikleriyle doğrudan ilişkilidir. Jeokimyasal çalışmalar, mantonun kimyevî özelliklerinin tarih boyunca değişmediğini ortaya koymuştur. Günümüzde volkanik gazlar ne metan ne de amonyak içerir ve indirgen değildir. [10]
Earth and Planetary Science Letters dergisinde yayımlanan bir makale, yeryüzü iç yapısının kimyevî özelliklerinin tarih boyunca esasen sabit kaldığını ve bu nedenle “Yaşamın kökenini başka ortamlarda veya başka mekanizmalarla bulmuş olabileceğini” sonucuna varmıştır. [11] Prebiyotik senteze dair deliller o kadar yetersiz kalmıştır ki, 1990’da ABD Ulusal Araştırma Konseyi’nin Uzay Çalışmaları Kurulu, yaşamın kökeni araştırmacılarına “erken yeryüzü modelleri ışığında biyolojik monomer sentezinin yeniden incelenmesi” tavsiyesinde bulunmuştur. [12]
Bütün bu güçlüklerden dolayı bazı önde gelen teorisyenler Miller-Urey deneyinden ve onun desteklediği “ilkel çorba” hipotezinden vazgeçmişlerdir. 2010’da University College London biyokimyacısı Nick Lane, ilkel çorba teorisinin “artık geçerliliğini yitirdiğini” ve “son kullanma tarihinin geçtiğini” belirtmiştir. Bunun yerine yaşamın deniz altındaki hidrotermal bacalardan doğduğunu ileri sürmüştür. [13] Fakat hem hidrotermal baca hipotezi hem de ilkel çorba hipotezi başka büyük bir sorunla yüz yüzedir.
“Kimyevî Evrim Suda Boğulmuştur”
Varsayalım ki erken yeryüzünde basit organik moleküller bir şekilde üretilmiş olsun. Belki bir “ilkel çorba” oluşturdular, belki de bu moleküller hidrotermal bacaların yakınında ortaya çıktı. Her iki durumda da yaşamın kökeni araştırmacıları şu soruya cevap vermek zorundadır: Amino asitler veya diğer organik moleküller nasıl olup da uzun zincirler (polimerler) hâline gelerek proteinleri (veya RNA’yı) oluşturdu?
Kimyevî açıdan bakıldığında, amino asitleri zincirlemek isteyeceğiniz en son yer, “ilkel çorba” gibi geniş bir su ortamı ya da hidrotermal bacaların çevresidir. ABD Ulusal Bilimler Akademisi bu noktayı şöyle kabul eder: “İki amino asit suda kendiliğinden birleşmez. Aksine, bunun tersi reaksiyon termodinamik olarak daha elverişlidir.” [14] Başka bir ifadeyle su, protein zincirlerini tekrar amino asitlerine ayırır ve böylece proteinlerin (ve diğer polimerlerin) ilkel çorba içinde oluşmasını son derece güç kılar.
Materyalistler, yaşamın kökeni için zarurî olan bu en basit ilk adımlara dair tatminkâr açıklamalardan yoksundur. Kimyevî evrim adeta kelimenin tam anlamıyla “suda boğulmuştur.”
Sonuç ve Değerlendirme
Bu bölümden çıkan netice şudur: İlkel çorba hipotezi ve Miller-Urey deneyleri, uzun süre evrimci materyalist dünya görüşünün en güçlü kozlarından biri olarak sunulmuştur. Ancak modern jeokimya ve atmosfer bilimindeki bulgular, deneyin temel aldığı varsayımların geçersiz olduğunu ortaya koymuştur. Yeryüzünün erken atmosferi indirgen değil, aksine oksitleyici karakterdedir; bu da prebiyotik sentezi imkânsız kılmaktadır. Ayrıca, suyun polimerleşmeyi engelleyen doğası, protein veya RNA gibi kompleks yapıların kendiliğinden oluşamayacağını açıkça göstermektedir.
Bu veriler, hayatın kökenine dair naturalist açıklamaların ciddi çıkmazlarla karşı karşıya olduğunu ve akıllı bir tasarımın varlığını zorunlu kılan ilmî deliller sunduğunu ortaya koymaktadır.
Dipnotlar:
4. See Stanley L. Miller, “A Production of Amino Acids under Possible Primitive Earth Conditions,” Science, 117: 528-529 (May 15, 1953).
5. See Jonathan Wells, Icons of Evolution: Why Much of What We Teach About Evolution Is Wrong, (Washington D.C.: Regnery, 2000); Casey Luskin, “Not Making the Grade: An Evaluation of 19 Recent Biology Textbooks and Their Use of Selected Icons of Evolution,” Discovery Institute (September 26, 2011), at http://www.evolutionnews.org/DiscoveryInstitute_2011TextbookReview.pdf
6. David W. Deamer, “The First Living Systems: a Bioenergetic Perspective,” Microbiology & Molecular Biology Reviews, 61:239 (1997).
7. Jon Cohen, “Novel Center Seeks to Add Spark to Origins of Life,” Science, 270: 1925-1926 (December 22, 1995).
8. a.g.e.
9. Antonio C. Lasaga, H. D. Holland, and Michael J. Dwyer, “Primordial Oil Slick,” Science, 174: 53-55 (October 1, 1971).
10. Kevin Zahnle, Laura Schaefer, and Bruce Fegley, “Earth’s Earliest Atmospheres,” Cold Spring Harbor Perspectives in Biology, 2(10): a004895 (October, 2010) (“Geochemical evidence in Earth’s oldest igneous rocks indicates that the redox state of the Earth’s mantle has not changed over the past 3.8 Gyr”); Dante Canil, “Vanadian in peridotites, mantle redox and tectonic environments: Archean to present,” Earth and Planetary Science Letters , 195:75-90 (2002).
11. Dante Canil, “Vanadian in peridotites, mantle redox and tectonic environments: Archean to present,” Earth and Planetary Science Letters , 195:75-90 (2002) (internal citations removed).
12. National Research Council Space Studies Board, The Search for Life’s Origins (National Academy Press, 1990).
13. Deborah Kelley, “Is It Time To Throw Out ‘Primordial Soup’ Theory?,” NPR (February 7, 2010).
14. Committee on the Limits of Organic Life in Planetary Systems, Committee on the Origins and Evolution of Life, National Research Council, The Limits of Organic Life in Planetary Systems, p. 60(Washington D.C.: National Academy Press, 2007).
Kaynak: Luskin, C. , The Top Ten Scientific Problems with Biological and Chemical Evolution
Yorum yok