Fatih Buğra Sarper Kişisel Blog

Yaratan Rabb'inin Adıyla Oku!
Veritas Odit Moras

Yaratılışa inanmak, ilmi ve kudreti sonsuz, her şeye gücü yeten, ezelî ve ebedî olan bir Yaratıcı’nın da kabulünü gerektirdiği gibi “evrim teorisine” inanmak da tam aksine Yaratıcı bir Allah’ı inkâr ederek O’nun yerine akılsız ve şuursuz tabiat kanunlarını koymayı gerektirir. Bu takdirde atomlara ve tesadüflere akıl, şuur ve ilim atfederek sebepleri ilahlık makamına geçirmek gibi bir neticeye varılmaktadır. Allah’ın (c.c.) isim ve sıfatları hakkında sıhhatli bir bilgiye sahip olmayan birçok insan Allah’a inandığını söylemekte, fakat bunun evrim hipoteziyle çelişmediği gibi düşünceye sahip olarak, farkında olmadan şirke veya ateizme girmektedir. Allah’ın (c.c.) kainatı ilk yaratmasını kabul eden bu insanlar; O’nun ilk yaratmadan sonra kainatı kurulmuş saat gibi kendi haline bıraktığı ve çok fazla müdahale etmediği, her şeyi tabiat kurallarına havale ettiği, bu kanunların da bitkiler, hayvanlar ve insana kadar uzanan varlıklar âlemini tesadüfen, kendi kendine oluşturabileceği düşüncesine sahiptirler. (Teistik evrim düşüncesini, yayımladığımız “Teistik Evrim Düşüncesinin Eleştirisi” isimli kitabımızda bilim, felsefe ve İslam’ın delilleriyle çok detaylıca incelediğimizden bu meseleyi oraya havale ediyoruz.)

Evrim hipotezinin Allah’ı inkâr ile neticelendiğini birçok kişi ilk anda fark etmeyebilir. Zaten bu yüzden evrim düşüncesi çok güzel kurgulanmış, süslenmiş, tasavvurî bir mantık örgüsü içinde çok iyi gizlenmiştir. Ancak evrim konusunu kademe kademe sorularla araştırarak ilerlediğinizde, neticede hipotezin temelinde yatan temel düşüncenin tesadüf ve rastlantı olduğu görülecektir. İlim dünyasını 150 yıldır meşgul eden böyle bir düşüncenin temelinde “tesadüf”ün yattığını görünce bir anda kafanız karışabilir. Milyonlarca canlının, bu canlıların sahip olduğu sistemlerin, organların, doku ve hücrelerin, nasıl olup da sel gibi akan şuursuz tabiat kuvvetlerinin ve elementlerin tesadüfî reaksiyonlarıyla ortaya çıktığı aklınıza yatmasa da, tabu haline getirilmiş “bilim”in ve bunu “kesin ispatlanmış hadise” şeklinde sunan medya propagandasının karşısında çaresiz kalmanız mukadderdir.

Bu öylesine korkunç bir bilim ve medya terörüdür ki çok kuvvetli bir Allah bilgisine sahip olmadan kendinizi korumanız çok güçtür. Bilim adı altındaki her türlü çarpıtmaya ve yalana karşı koymanız için evrim karşıtı olarak ürettiğiniz her türlü bilgi ve malûmat “çağdışılık”, “antibilmcilik”, “gericilik”, “dogmatiklik” olarak reddedilir. Siz de bir bilim insanı iseniz başınıza gelecekler çok daha kötüdür. Akademik hayatınıza engeller çıkartılabilir. Bir medya lincine maruz kalabilirsiniz veya işinize son vermek için her türlü dolap çevrilebilir. Çünkü çok büyük bir “dogma”yı sorgulamaya, alternatif düşünce üretmeye teşebbüs etmişsiniz. Sizin bu konuda yazdıklarınızın hiçbir değeri yoktur, zira siz Allah’a inanmaktasınız. Bu çarpık düşünceye göre “Bilim insanı Allah’a inanmaz!” “evrim kesin bir olgudur, tartışılamaz!”, “Ancak evrimin olduğunu kabul ettikten sonra nasıl olabileceği konusunda tartışabilirsiniz.”

İlave not-1: Her canlının sonsuz bir ilim ve kudret gerektiren biyolojik özelliklerinin şifrelenerek yazıldığı DNA molekülündeki muhteşem programın, “tesadüfler/rastlantılar” ve “akılsız atomların rastgele hareketleri” neticesinde ortaya çıktığını kabul etmek Yaratıcı’yı inkâr manasına gelir. Bu yüzden evrim düşüncesi ateizmin en büyük silahı olarak daima kullanılmıştır.

İlave not-2: Evrim teorisinin propagandasını yapanların arkasına sığındıkları en büyük sığınak “bilimsel” oldukları ve bütün iddialarını bilim tasdiklediğidir. Hâlbuki sitolojik ve moleküler biyolojik çalışmalar ilerledikçe bilim tam aksini söylemektedir. Hücrenin ve organellerin ince yapısı, bu muhteşem sanat eserlerinin “kendi kendine” ve “tesadüfen” oluşamayacağını, ancak her şeye gücü yeten bir Yaratıcı’nın eseri olabileceğini göstermektedir.

User Image

fbsarper

Yorum yok

Bir yorum yazın